Παρασκευή, 26 Δεκεμβρίου 2014

BİR HASRETTİR TATAVLA…



Το παρακάτω άρθρο που αναφέρεται στην πρώτη συνάντηση των Ταταυλιανών μαθητών της Αστικής Σχολής Αγίου Δημητρίου Ταταούλων στην Πόλη, συνέγραψε ο Ταταυλιανός κ. Hüseyin Irmak, αποκλειστικά για την "Ανατολή" και η ελληνική μετάφραση του δημοσιεύτηκε στο τεύχος της εφημερίδας που κυκλοφορεί. Φωτογραφία: στιγμιότυπο από την τελετή εγκαινίων της ανακαινισμένης αίθουσας της Αστικής Σχολής Αγίου Δημητρίου Ταταούλων.

Γράφει ο Hüseyin Irmak 

Kilise içinde hazırlıklar bitirilmeye çalışılırken bahçede insanlar yavaş yavaş toplanıyordu. Sonradan güneş açan güzel bir sonbahar sabahında son duraktaki Aya Dimitri Kilisesi sıra dışı bir güne hazırlanıyordu.


En erken ben gelmiştim. Ortalıkta henüz kimseler yoktu ve ben kilise bahçesinde rehavetle dolaşan kedilerin keyfini seyrediyordum. Bahçede buldukları güveni etraftaki sokakların hengâmesinde bulamadıkları için burayı mekân tuttukları belliydi.

Bahçe kalabalıklaşmaya başladıkça dikkatim kedilerden insanlara yöneldi ve gelenleri üç gruba ayırdım kendimce.

Bir grubu son yıllarda Doğu’dan ve Suriye’den gelen Ortodokslar oluşturuyordu. Bunlar kırsal giyimleri ve genelde Arapça konuşmalarıyla anlaşılabiliyordu. Umarsız, özensiz ve rahat hareketleriyle dikkat çekiyorlardı. Kurtuluş’un mirası ile yüklenmemiş olmanın duyarsızlığı belli oluyordu davranışlarında.

Diğer grup hala Kurtuluş’ta yaşayan Ortodokslardı. Bunların yürüyüşünde, hareketlerinde, vücut dillerinde, her geçen gün vahşi bir çangıl haline gelen Kurtuluş’ta Rum olarak yaşamanın ağır hüznü vardı. Yalnız kalmış ve kuşatılmış bir yaşamda her şeye rağmen Kurtuluş’a tutunmanın yükü omuzlarında geldiler. Farkında olsalar da, olmasalar da en azından bir kısmı böyleydi bence.

Üçüncü ve en kalabalık grup ise Yunanistan’dan gelen eski Kurtuluşlulardı. Onlar da rahat davranışlarıyla dikkat çekiyor, şehirli edâlarıyla ayırt edilebiliyordu. Giyim-kuşamları, yıllar önce bir cendereden çıkmış ve gittiği ülkede sıkıntılı dönemi atlatıp rahata ermiş olmanın güveniyle çıkan sesleri onları diğer iki gruptan ayırıyordu.

Bir de benim gibi eski komşularını, arkadaşlarını arayan, Yunanistan’dan gelen kalabalık grup içinde tanıdıklarını görmek/bulmak umudunda olanlar vardı. Kaybettikleri eski Kurtuluş’u yani Tatavla’dan miras kalanı yaşamak istedikleri için oradalardı. Bir nebze de olsa eskiyi teneffüs etmekti amaçları. Kimi aile albümlerini evinden alıp yanında getirmiş, orada bulduğu çocukluk/gençlik arkadaşına, vaktiyle birlikte çektirdikleri fotoğrafları gösteriyordu. Anne-babalarının hep birlikte bulunduğu ve artık solmuş fotoğraf karelerine heyecanla bakıyorlardı. Bir fotoğraf üzerine dakikalarca konuşuyor, etraftaki kalabalığı, kilisedeki ayini tamamen unutuyorlardı. Fotoğraflar, unutulmuş anıları tazeliyor, alınlar terliyor, gözler doluyordu.

Kilise vakıf başkanı Bay Zotos’un davetiyle haberdar olduğum ve geldiğim Aya Dimitri Günü’nde benim, iki arkadaşımla birlikte yapmaya çalıştığımız bir iş daha vardı. Biz Kurtuluşlu (Tatavlalı) üç kafadar Tatavla Spor Kulübü’nün belgeselini çekmeye girişmiştik. Kulüp yöneticileriyle görüşmeler yapmış, kulüp arşivinden çeşitli çekimler yapmıştık.

Ben de geçtiğimiz yıl Atina’ya gelip oradaki Tatavla Spor için Bay Dimitri Araboğlu ile ayrıntılı bir görüşme yapmıştım. Çocukluğumun İstanbul’undan çok şey bulduğum ve yer yer hüzünlendiğim Atina’da gerek dostum, ağabeyim Bay Dimitri İoannidis, gerek Bay Araboğlu tarafından özenle ağırlanmıştım. Orada tanıştırıldığım hemşehrilerim de büyük bir muhabbetle beni bağırlarına basmıştı.

İşte bu çalışmanın devamı olarak Aya Dimitri Günü için Yunanistan’dan gelen Tatavlalıları çekmek, Aya Dimitri’de seneler sonra katıldıkları ayinde onları görüntülemek, o buluşma anının duygusal atmosferini kaydetmek, gelenlerle kilisede, ilkokulda, kulüpte güncel çekimler ve ropörtajlar yapmak için de oradaydık.

İnsanlarla konuştuk, 40 yıl sonra ilk defa Tatavla’ya dönenlerle, 20 yıl sonra gelenlerle sohbet ettik. Duyguları bazen kelimelere sığmadı, bazen yüreklere sığmadı, gözyaşı oldu. Terkedip gittiklerinde bıraktıklarını yerinde ya bulmuş ya bulamamışlardı. Ama hepsi de Kurtuluş’taki köhneleşmiş yerleşimden duyduğu acıyı ifade etti.

Öte yandan bu kadar kalabalık gelebilmenin öneminden bahsedip, bunun verdiği ümit ve cesaretle bir dahaki yıl daha kalabalık gelmeyi umduklarını çocuksu bir coşkuyla ifade ettiler. Okulun uzun yıllardır öğrencisiz olan sıralarına oturup çocukluk günlerini andılar. Salonunda kilise-okul yönetimi tarafından sunulan videoda duygulandılar. Sahneye çıkanlar duygusal konuşmalar yaptı. Eski öğrencilere yeniden hatıra sertifikası verildi. Herkes bir zamanlar koşa oynaya vakit geçirdiği okul bahçesinde sunulan ikram ile birlikte eskiyi yaşadı yeniden.

Ben de kendi adıma 40 yıl sonra ilk defa girdim, o bahçeye... Çocukken duvarından atlayıp futbol oynadığımız, zaman zaman da görevli tarafından kovulduğumuz o güzel bahçeye yeniden ayak basmak duygu doluydu benim için de. Buluşmanın anısına hazırlanmış ve bahçeye asılmış pankartın altında ben de hatıra fotoğrafı çektirdim.

İnsanlar ellerinde sertifikaları ve fotoğraf makineleri ile coşkulu, heyecanlı, duygulu ama unutulmaz anları hem zihinlerine hem makinelerine kaydetti. Okul bu kadar kalabalığı görmeyeli uzun yıllar olmuştu. Kulüp, okul ve kilise arasındaki sokaklar bu kadar yoğun Rumca seslerle çınlamayalı çok olmuştu. Son yıllarda Kurtuluş sokaklarında dolaşırken Rumcanın, Ermenicenin ve Ladino dilinin bu kadar duyulmaz olmasına hep üzülmüşümdür. Kazara duyduğumda da hem yanaşıp kulağımın pasını atıyor hem de kendi kendime seviniyordum. Bu defa epey iyi geldi bana. Çocukluğumun Pazar günlerini hatırladım. Kiliseye ayine gelen ve hepsi de son derece şık olan ailelerin son durakta, kilise kapısında ya da bahçesinde oluşturduğu görüntüleri zihnimin çocuk yıllarından çıkardım yeniden. Onların arasına korkarak karıştığımız, ayini seyrettiğimiz ya da mum diktiğimiz, her an birinin bizi azarlayacağı tedirginliğiyle de olsa oralarda dolaşmaktan geri durmadığımız zamanları andım bir kere daha.

Bu hararetli topluluğun duygu dolu anları; herkesin farklı şekilde yaşadığı ama hepsi için de unutulmaz olan 25-26 Ekim 2014Tatavla buluşması bence bu tip bir etkinlik için köşe taşıydı. Mutlaka dönülmesi gerekiyordu ve artık geri dönüşü yok. Her yıl devam edecek, bazen daha az bazen daha fazla bir kalabalık ile… Belki tamamen bir yeniden yerleşim söz konusu ol(a)mayacak; başka yerlerde doğan yeni kuşaklar için fazlaca bir anlamı da olmayabilir ama bu topluluğun gidişiyle oluşan boşluğun sahipsiz olmadığını görmek de kendi adıma bana çok iyi geldi.


Η «ΑΝΑΤΟΛΗ» ΤΑΞΙΔΕΥΕΙ ΣΕ USA, CANADA, AUSTRALIA ΚΑΙ ΣΕ ΟΛΟ ΤΟΝ ΚΟΣΜΟ
Η εφημερίδα "Ανατολή" με τις ειδήσεις, τις συνεντεύξεις και τα επίκαιρα σχόλια της, φέρνει πιο κοντά τους Έλληνες όλου του κόσμου, στις πατρίδες της καθημάς Ανατολής. Εγγραφείτε συνδρομητής στην "Ανατολή", ενισχύστε την δημόσια έκφραση της Κοινότητας μας. Η ετήσια συνδρομή για όλες τις χώρες εκτός Ελλάδας, είναι 35 Ευρώ.
ΠΛΗΡΟΦΟΡΙΕΣ: anatoli@hol.gr ή anatoli-@otenet.gr

ΠΕΡΙΣΣΟΤΕΡΑΠΟΥ ΣΑΣ ΕΝΔΙΑΦΕΡΟΥΝ... ΣΤΗΝ «ΑΝΑΤΟΛΗ»
Γνωρίστε την εφημερίδα του Ελληνισμού της καθημάς Ανατολής.
Εγγραφείτε συνδρομητής στην "Ανατολή", ενισχύστε την δημόσια έκφραση της Κοινότητας μας
Η ετήσια συνδρομή για την Ελλάδα, είναι 20 Ευρώ.
ΠΛΗΡΟΦΟΡΙΕΣ: e-mail: anatoli@hol.gr ή anatoli-@otenet.gr